Broken Hill Saldırısını Kim Yaptı? Türkler Mi?
Tarihin tozlu sayfaları arasında bazen öyle hikayelerle karşılaşırız ki; doğruluğundan şüphe etmeden “İşte gerçek kahramanlık!” deriz. Broken Hill Saldırısı dediğimiz Avustralya’nın ücra bir köşesinde, Broken Hill kasabasında yaşandığı iddia edilen “iki Türk dondurmacının Anzak trenine saldırısı” da bunlardan biri. Sosyal medyada sıkça paylaşılan bu “destansı” hikaye, gerçekten tarihimizin bir parçası mı yoksa modern bir efsane mi?
EFSANE
Avustralya’nın New South Wales eyaletinde, 1 Ocak 1915’te bir piknik trenine düzenlenen silahlı saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Olayın üzerine Türk bayrağı ve yazılan mektupta Sultandan bahsedilince bulununca dönemin Avustralya basını başlıklarına “Türk vahşeti!”, “Avustralya’ya ilan-ı harp!” ve “Kutsal Savaş Broken Hill’de!” yazılarını attı.
Aynı olay Türkiye’de köşe yazarları, sosyal medya tarafından şu şekilde bahsedilir:
1. Dünya Savaşı sürerken, Avustralya’nın Broken Hill kasabasında yaşayan iki Türk dondurmacı (genellikle Maraşlı oldukları söylenir), memleketlerinin savaşa girdiğini öğrenirler. Ülkelerine dönüp Çanakkale cephesine gitmek isteseler de gemi bulamazlar. Bunun üzerine dondurma arabalarına sakladıkları silahlarla, cepheye Anzak askeri taşıyan bir trene saldırı düzenlerler. Tek başlarına koca bir orduya meydan okuyan bu iki yiğit, yüzlerce İngiliz askerini etkisiz hale getirir ve sonunda “çatışarak” şehit düşerler. Hatta Avustralya hükümetinin, onların kahramanlığından etkilenip anılarına bir anıt diktiği de iddialar arasındadır.
Peki gerçek nedir?
GERÇEK
Hikaye her ne kadar gurur okşayıcı olsa da, tarihi belgeler ve kayıtlar bambaşka bir tablo çiziyor. 1 Ocak 1915’te Broken Hill’de bir tren saldırısı yaşandığı gerçektir, ancak detaylar efsaneden oldukça uzaktır. Olaydan hemen sonra araştırılmalar yapılmıştır, ancak efsaneler bir kere yayılmıştır.
1. Saldırganlar Türk/Türk Askeri değildi
Saldırıyı gerçekleştirenlerin isimleri Gül Muhammed ve Molla Abdullah‘tır. Tarihi kayıtlara ve kendi bıraktıkları mektuplara göre bu kişiler Türk değil, bugünkü Afganistan bölgesinden gelen Afgan Müslümanlardır. Gül Muhammed bir dondurmacı, Molla Abdullah ise kasaplık yapan ve yerel cemaate imamlık eden bir sivil idi. (Bazı Avustralya’lı araştırmacılar Hintli Müslüman olduğunu söylemiştir.)
2. Hedef Askeri Tren değildi
Saldırıya uğrayan tren, cepheye anzak askeri taşıyan bir askeri tren değil; yılbaşı kutlaması için pikniğe giden, içinde kadın ve çocukların bulunduğu yaklaşık 1200 sivilin olduğu bir “piknik treni” idi. Olayda ölen 4 kişi ve yaralananlar tamamen sivil vatandaşlardı.
3. Peki Üzerinde Neden Türk Bayrağı vardı?
Saldırganların yanında el yapımı bir Osmanlı bayrağı ve Osmanlı Sultanı’na bağlılık içeren mektup bulundu. Bu iki bulgu, dönemin kamuoyunu “Türk saldırısı” sonucuna götürdü.
Molla Abdullah’ın mektubunda şu ifadeler yer almaktadır:
‘‘Ben Allah’ın önünde zavallı günahkar bir kulum ve onun merhametini istiyorum. Bu ülkede yaşayan fakir biriyim. Bir gün belediye denetçisi beni suçladı. Bir başka gün ben ona yalvardım yakardım, beni dinlemedi. Sinirli bir şekilde oturup derin derin düşünürken Gül Muhammed geldi. Kendi üzüntülerimizi birbirimize anlattık. Kendi isteğimle onun planlarına katıldım ve Allah’tan benim için kolay bir ölüm olmasını istedim, dinim açısından. İkimizin de kimseye bir düşmanlığı yok. Padişaha ve Kur’an’a karşı gelmek istemiyorum sadece denetçiye karşı bir kinim vardı, önce onu öldürmek istedim, başka kimseye kinim yoktu.”
Gül Muhammed ise mektubunda şunları yazmıştır:
”Merhametli olan Allah ve Peygamberi Muhammed’in adı ile. Bu zavallı günahkar Sultan’ın bir kuludur. Benim adım Gül Muhammed, Sultan Hamid Han’ın mekanını 4 defa ziyaret ettim savaşmak için. Sultan tarafından imzalanmış emri ve mührü elimde, kemerimde şimdi, eğer silahla ya da tabanca mermileri ile yok olmazsa üzerimde bulursunuz. Sizin adamlarınızı öldürmem gerekiyor kendi inancıma ve Sultan’ın emrine göre. Kimseye karşı düşmanlığım yok bunu da kimseye danışmadım ve bilgilendirmedim. İnananlara elveda.”
!! Ne var ki mektuplarda bahsedilen Sultan’ın imzalı emrine ve mührüne hiçbir zaman ulaşılamadı. Üstelik mektuplar saldırganların üzerinden ya da kemerinden değil, olaydan 3 gün sonra kayalıkların arasındaki bir taşın altından çıkarıldı.
Daha da önemlisi Gül Muhammed Sultan Hamid Han tarafından imzalanmış emir ve mühürden bahseder ancak 2. Abdülhamid Han 1909 yılında tahttan indirilmişti. O dönemde 5. Mehmed Reşad tahttaydı. Bu da mektupların sahte olabileceğinin en büyük kanıtlarından biridir.

4. Çanakkale Cephesine Gitme İsteği İmkansızdır
“Çanakkale savaşı patlak verince Osmanlı’ya katılmak için uğraştılar” iddiası kronolojik olarak imkânsızdır. Çanakkale Kara Harekâtı 25 Nisan 1915’te başladı. Broken Hill saldırısı ise 1 Ocak 1915’te gerçekleşti. Yani saldırı, Çanakkale’den tam 4 ay önce yaşandı.
Aynı zamanda bu olay Osmanlı-Avustralya savaşını başlatmamıştır. Avustralya, İngiliz İmparatorluğu’nun bir parçası olarak Almanya’nın savaş ilanının ardından Ağustos 1914’te zaten savaşa girmişti. Yani Broken Hill saldırısı olduğunda Avustralya zaten savaştaydı.
Efsane Neden Bu Kadar Sevildi?
Tıpkı Ulubatlı Hasan veya İstanbul’u ilk kuşatan padişah tartışmalarında olduğu gibi, toplumlar kendi kahramanlık anlatılarını yaratmaya meyillidir. Broken Hill olayının “milli bir destan” haline getirilmesi, özellikle 2000’li yılların başında internetin yaygınlaşmasıyla köşe yazarları ve sosyal medya sayesinde hız kazandı. Uzak bir kıtada, imkansızlıklar içinde vatanı için çarpışan “iki Türk” imgesi gurur verici bir hikaye oldu.
“Türk İşi Dondurma” Filmi (2019): Efsane Beyazperdeye Taşındı
Broken Hill hikâyesinin Türk kamuoyunda bu denli yer etmesinin en büyük sorumlusu muhtemelen 2019 yılında vizyona giren “Türk İşi Dondurma“ filmidir. 15 Mart 2019 yani Christchurch camii katliamının yaşandığı gün vizyona giren film ”Gerçek hayat hikayelerinden esinlenilerek yapılmıştır.” diyerek başlar ve filmin konusu kısaca şu şekildedir:
Avustralya’da biri deveci, diğeri dondurmacı olan iki Türk genç, Çanakkale Savaşı’nın başladığını öğrenir. Cepheye katılmak isterler fakat İngiliz yönetimi onlara Avustralya’dan çıkış izni vermez. Bunun üzerine “Çanakkale’ye Anzak askerlerini taşıyan treni” durdurmaya karar verirler ve saatlerce süren çatışmayla “kahramanca savaşırlar.”
Bu film de Türk toplumunun efsaneyi kabul etme nedenlerinden biridir.

En sonunda toplumların bazı kesimleri efsaneyi kabul etse de, Avustralya ve Türkiye bu saldıranların Türk olmadığını kabul etmiştir.
Turktarih.com Yorumu:
Gerçek tarihin destanlara ihtiyacı yoktur; çünkü zaten yeterince kahramanlık hikayesiyle doludur. Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de veya Sakarya’da can veren binlerce gerçek kahramanımız dururken, sivil bir piknik trenine saldıran iki Afgan göçmenini “Türk askeri” olarak lanse etmek, gerçek şehitlerimizin aziz hatırasına bir katkı sağlamaz.
Tarih, duyguyla değil belgelerle yazılır. Broken Hill saldırısı, Avustralya tarihindeki tek “düşman saldırısı” olarak kayıtlara geçse de, bu eylemi gerçekleştirenlerin Türk olduğu iddiası koca bir efsanedir.
Sizin Yorumunuz Nedir?
Yazar
Dijital Vakanüvis Udagan
