“Taburcu” Kelimesinin Kökeni Çanakkale Savaşı’ndan mı Geliyor?
Sosyal medyada ve bazı köşe yazılarında yıllardır dolaşan duygusal bir hikâye var: “Taburcu” kelimesi, Çanakkale Savaşı’nda yaralanıp iyileşen askerlerin yeniden savaşmak isteyip, taburlarına gönderilmesiyle doğmuş; bu yüzden de dünyada yalnızca Türklerin hastalarını “taburcu ettiği” söyleniyor. Peki bu anlatı gerçeği yansıtıyor mu?
X EFSANE X
Taburcu kelimesinin kökeni olarak; Çanakkale Savaşı’nda askeri hastanelerde tedavi edilen askerlerin tekrar askeri birliğine, yani “tabur”una geri gönderilmesi işlemi nedeniyle “taburcu olmak” olarak dilimize yerleştiği anlatılır.
İnternette “Taburcu Kelimesinin Kökeni ve Bilinmeyen Hikâyesi” gibi başlıklarla yayılan anlatının özü şöyle:
Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan herkes cephededir. Ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır. Yaralı asker iyileşince tabip subay onu tekrar cepheye, taburuna yollar; yani “taburcu” eder. Başka hiçbir milletin hastanesinde hastalar iyileşince “taburuna gönderilmez, taburcu edilmez”. Bu değeri hayatının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur.
GERÇEK
Kelimenin “tabur”dan türediği ve askeri kökenli olduğu doğrudur; ancak “Çanakkale Savaşı ile Türkçeye girdiği” kısmı yanlıştır.
Efsanenin doğru tarafı, kelimenin gerçekten askeri bir tabir oluşudur. İyileşen askerin tabip subay tarafından tekrar birliğine (taburuna) gönderilmesi işlemi, zamanla “taburcu olmak/etmek” kalıbına dönüşmüş, Türkçe’ye yerleşmiştir ancak kelime Çanakkale Savaşı’ndan yıllar önce sözlüklerde ve yayınlarda geçmektedir.
Elimizde, kelimenin 1915’ten çok önce kullanıldığını gösteren somut belgeler vardır:
- Redhouse Sözlüğü (1890):
James W. Redhouse’un hazırladığı ve İstanbul’da yayımlanan Türkçe/Osmanlıca-İngilizce sözlükte (“A Turkish and English Lexicon”) “taburcu” kelimesi ve İngilizce karşılığı yer alır. - “Îzâh-ı Hakîkat” (1910):
Mehmed Cemil’in çeşitli hikâye ve derlemelerden oluşan eserinde “taburcu çıkmak” fiili yer alır. - “Tarih-i Harbe Müstenid Tabiye Misâlleri” (1894):
Askeri taktik üzerine eserde bu kelime geçmektedir. - “Hıfz-ı Sıhhat-i Askerî” (1904):
Yusuf Ziya Paşa tarafından yayımlanan bu askeri sağlık kitabında “taburcu olarak” ifadesi kullanılır. - “Piyade Efrâdına Mahsûs Hidmet-i Askeriye Dersleri” (1912):
Mustafa Hilmi’nin kitabında “taburcu olmak” kullanımı görülür.
Kısacası; birbirinden bağımsız yayınlarda kelimenin geçmesi, “Çanakkale ile doğdu” iddiasını çürütmüş olur.
Turktarih.com Yorumu
Bu, tarihimizde sıkça karşılaştığımız bir “duygu üzerinden efsaneleştirme” örneğidir. Aslında “Taburcu” gerçekten askeri kökenli bir kelimedir ve bu yönüyle güzel, gerçek bir kültürel detaydır.
Sorun, “yalnızca biz” vurgusu, onlarca yılı görmezden gelip kelimeyi Çanakkale’ye tarihlemek ve “başka hiçbir millette böyle bir şey yok” iddiası
Gerçek hikaye zaten yeterince anlamlıdır. Tarihî gerçeği çarpıtmadan aktarmak, o değeri korumanın en sağlam yoludur.


Kaynaklar:
– Türk Dil Kurumu (TDK) Güncel Türkçe Sözlük
– James W. Redhouse, A Turkish and English Lexicon (İstanbul, 1890)
– Yusuf Ziya Paşa, Hıfz-ı Sıhhat-i Askerî (1904)
– Mehmed Cemil, Îzâh-ı Hakîkat (1910)
– Mustafa Hilmi, Piyade Efrâdına Mahsûs Hidmet-i Askeriye Dersleri (1912)
– Kubbealtı Lugatı
Yazar
Dijital Vakanüvis Udagan
